Nakit Akışı Yönetimi: Kriz Anlarında CFO Refleksi
Nakit akışı, bir işletmenin gerçek sağlığını gösteren en kritik finansal göstergedir. Nakit akışı üç ana başlıkta değerlendirilir:
• Faaliyetlerden Nakit Akışı (Operating)
Şirketin ana faaliyetlerinden doğan nakit giriş ve çıkışları; müşteri tahsilatları, tedarikçi ödemeleri, personel giderleri ve faaliyetle ilgili vergiler bu kapsamda yer alır.
• Yatırım Faaliyetleri (Investing)
Uzun vadeli varlık alım-satımları, makine ve bina yatırımları, maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile finansal yatırımlar bu grupta izlenir.
• Finansman Faaliyetleri (Financing)
Borç ve sermaye hareketleri, kredi kullanımı ve geri ödemeleri, sermaye artışları ve temettü ödemeleri finansman nakit akışını oluşturur.
Nakit Sıkışıklığında Gider Yönetimi Nasıl Olmalı?
Nakit krizlerinde refleksif değil, stratejik kararlar almak gerekir.
• Önceliklendir, öncelik sırasına göre;
• Personel Maaşı,
• Vergi
• Tedarikçi ödemeleri.
Önce konfor giderlerini azalt, ardından ertelenebilir harcamaları durdur.
Gider yönetimi 4 başlıkta ele alınmalıdır:
1-) Anında azaltılacak giderler;
ROI’si ölçülmeyen reklam ve sponsorluklar,
Gereksiz abonelikler,
Seyahat ve temsil giderleri,
Kritik olmayan dış hizmetler,
KPI bağlı olmayan prim ve bonus ödemeleri.
2-) Ertelenebilir giderler
CAPEX yatırımları,
Kritik olmayan bakım ve revizyonlar,
3-) Asla dokunulmaması gereken giderler
Personel maaşları, vergi yükümlülükleri, kredi taksitleri ve ana tedarikçi ödemeleri.
4-) Nakit üreten aksiyonlar (CFO refleksi)
Tahsilat süreçlerini kısaltmak/hızlandırmak,
Stok eritmek (gerekirse iskontoyla),
Tedarikçi vadelerini uzatmak,
Peşin veya avanslı satış modellerine geçmek.
Özetle:
Nakit akışı; doğru zamanda doğru gideri kısmak, doğru aksiyonla nakit üretmektir. Kriz dönemlerinde şirketi ayakta tutan; kar değil, sağlam bir nakit disiplini ve finansal reflekslerdir.
Dr. Ömer Haksever, CPA